Haz 2

İktisadi İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD)

14 Aralık 1960 tarihinde imzalanan Paris Sözleşmesi‘ne dayanılarak kurulan Teşkilat, savaş yıkıntıları içindeki Avrupa’nın Marshall Planı çerçevesinde yeniden yapılandırılması amacıyla 1948 yılında kurulan Avrupa Ekonomik İşbirliği Örgütü’nün (OEEC) yerini almıştır. Önceleri Avrupa İktisadi İşbirliği Örgütü (OEEC) adı altında, Marshall Planı‘nın uygulanmasını kolaylaştırmak amacıyla kurulan bu örgütün adı 30 Eylül 1961′ de Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) şeklinde değiştirilmiştir.

Teşkilatın amaçları şunlardır:

1. Finansal istikrarın eşzamanlı olarak korunduğu üye ülkelerde ve hem de özellikle gelişmekte olan ülkelerde halkın yaşam standartının iyileştirilmesi, sürekli ve dengeli ekonomik gelişim sağlayan politikaya destek ve yardım, işsizliğin ortadan kaldırılması;
2. Ekonomik genişleme politikasının uyandırılması ve sosyo-ekonomik eşgüdümlü gelişmenin desteklenmesi;
3. Uluslararası yükümlülüklere uygun olarak çok taraflı ve ülkeler arasında ayrım gözetmeyen dünya ticaretinin geliştirilmesine destek verilmesi.

OECD’ye üye veya bu örgüte üyelik talebinde bulunan ülkeler, sosyo-politik ve ekonomik yaşamda, demokrasi, İnsan haklarına ve yurttaş özgürlüğüne bağlılık ile açık pazar ekonomisi çerçevesinde istikrarlı gelişimi vazgeçilmez değerler olarak benimsemişlerdir.

Bu ilkeler, aynı zamanda, yukarıda belirtilen amaçların gerçekleştirilmesine de hizmet ederler. OECD, bir taraftan bu ilkelerin üye ülkelerde güçlendirilmesine katkı sağlarken, diğer taraftan da örgüte üye olmayan ülkelerde ilkelerinin tanıtımını yapmaktadır.

OECD, ülkeleri yönlendirmek için çeşitli etkileme araçları kullanır. OECD, üye ülkelerle irtibatı sağlamak ve sürekli etkileşim halinde olmak için üye ülkelerde temsilcilikler açmaktadır.Temsilcilikler, ya merkezi yönetimde yer alan üst düzey kamu kurumlarında açılmış ya da üst düzey kamu kurumlarıyla ilişkilendirilmiştir. OECD, sadece kendisine üye olan 30 ülkeyle ilişki yürütmemekte, üye olmayan birçok ülkeyle de ilişkileri bulunmaktadır.

Resmi sitesi: http://www.oecd.org

May 31

Ögretim Yöntem ve İlkeleri-Egitsel Oyunlar
Eğitsel oyunlar,hedeflere ulaşmada ve öğrenilenlerin tekrar edilmesinde kullanılan etkinliklerdir.Gelişim özellikleri nedeniyle,özellikle okulöncesi ve ilköğretim dönemlerindeki öğrenci grupları için uygun bir tekniktir.Bu oyunlar sayesinde ders sıkıcılıktan kurtulur ve sınıf ortamı ilgi çekici bir hale gelir.Ayrıca öğrencilerin öğretim sürecine aktif olarak katılımı saglanır ve öğrencilerin grup oyunlarındaki işbirlikli çalışma beceleri gelişir ve sosyalleşirler.
Egitsel Oyunların Sınırlıkları ise;rekabetçi bir ortam doğurması ve her hedef için uygun bir oyun bulamamanın getirdiği sıkıntıdır.
Rehber İlkeleri:
#Öğretmen eğitsel oyunu hedeflere göre ve öğrencilerin gelişim düzeylerine göre belirlemelidir.
#Eğitsel oyunlar öğrencilerin ilgisini çekmelidir ve tüm öğrencilerin katılımı sağlanmalıdır
#Oyunun kuralları ve nasıl oynanacağı öğrencilere açık seçik anlatılmalıdır.
#Eğitsel oyunlara genellikle dersin ortasında ve sonunda yer verilmelidir.

May 27

Ögretim Yöntemleri-Kavram Haritaları

kavram haritası

kavram haritası

Novak tarafından ileri sürülen,öğrenilecek kavramların ve kavramlar arası ilişkilerin görselleştirildiği bir şemadır.Kavram haritaları tek bir kavramın aynı kategorideki diğer kavramlarla ilişkisini belirten somut grafiklerdir.Kavram haritaları,kavramların kendileri ile aynı kategorideki diğer kavramlarla bağlantısını gösteren bireysel öğrenme araçlarıdır.Bu haritalar,Yeni öğrenilecek bilgiyi daha açık hale getirmekte,önceki bilgiler ile yeni bilgiler arasında anlamlı bağlantılar kurulmasına yardımcı olmaktadır.Anlamlı öğrenmeyi temele alan bu haritalar,bilişsel alan öğrenmelerinde ezberleme yerine,öğrenmenin daha kalıcı ve uzun süreli olmasını sağlamaktadır.
Kavram haritalarının bilgiyi görselleştirme,ilişkilendirme,somutlaştırma,snıflandırma gibi işlevleri vardır.Ancak en önemli işlevi bilgiyi anlamlı hale getirmektir.Ayrıca,kavram haritaları öğrenmelerin değerlendirilmesi amacıyla kullanılan alternatif bir ölçme aracı olarak da zaman zaman kullanılmaktadır.Kavramlar arası ilişkileri öğretmek isteyen bir öğretmen,kavramlara örnek olan ve olmayan durum ve nesneleri bulmak durumundadır.Kavram haritaları,bir kavramın alt kavramlar ve kavramlar arasındaki ilişkileri hiyerarşik bir şekilde görmeye yardım eden bir şemadır.Bilginin zihinde somut ve görsel olarak düzenlenmesini sağlar.Belleğin en önemli özelliklerinden bir organizyon olduğuna göre,bu durumdan öğretilenlerin yararlanması,öğrenme-öğretme sürecini kolaylaştıracak hedeflere etkin bir şekilde ulaşılmasını sağlayacaktır.
En Yaygın Kavram Haritası Türleri
# Örümcek Harita:Temel bir kavramı tanımlamak için kullanılmaktadır.Merkezdeki temel kavram nedir? v.b sorulara cevap arar. Read the rest of this entry »

May 24

Öğretim İlkeleri-Beyin Temelli Öğrenme
Beyin temelli öğrenme,insan beyninin işlev ve yapısına dayanan,nörobilim ve bilişsel psikoloji ile bağlantılı bir öğrenme yaklaşımıdır.Geleneksel öğretim yaklaşımları beynin doğal öğrenme sürecini göz ardı ettiği için öğrenciyi bilgiyi ezberlemeye yöneltmektedir.Caine ve Caine tarafından ileri sürülen beyin temelli öğrenme yaklaşımına göre,bireyler anlamlı öğrenirler ve kendi bilgilerini yapılandırırlar.”Her beyin tektir.” anlayışına dayanan bu yaklaşım,öğrenenin,öğrenme yaşantılarına duyu organları kullanarak etkin katılımının sağlanmasını ileri sürer.Beyin temelli öğrenme,öğretime gelişimsel ve sosyo-kültürel açıdan bakan,insan beyninin yapısı ve fonksiyonları üzerine temellendirilmiş bütüncül bir yaklaşımdır.Beyin temelli öğrenme ilkeleri aşağıda sıralanmıştır :
*Her beynin bilgiyi algılama,örgütleme ve anlamlandırma süreçleri birbirinden farklıdır.Bu yüzden,öğrenme ortamları bireysel farklılıklara cevap verecek nitelikte zengin etkinliklere sahip olmalıdır.
*Beyin aynı anda birden fazla işlemi gerçekleştirebilir.Bir yandan bilgiyi alırken,diğer yandan bilgiyi kodlayabilir.
*Anlamı araştırma doğuştandır.Bu amaçla,öğrenme ortamları öğrenci için anlamlı olmalı ve öğrenciye zengin seçenekler sunmalıdır.
*Öğrenme fizyoloji ile ilişkilidir.Bireyin fizyolojisini etkileyen her şey,öğrenmesini de etkiler.Öğrenme bireysel farklardan,beslenmeden ve yaştan etkilenir.
*Örüntülü oluşturmada duygular önemlidir.Öğrencilerin duygu ve tutumları onların öğrenmesini etkiler.Bu nedenle,öğrenme ortamlarında olumlu bir havanın oluşturulması gerekir.
*Anlamı araştırma örgütleme yoluyla oluşur.Beyin,bilgileri anlamlaştırarak ve ilişkilendirerek örüntüler oluşturur.Öğretim,beynin bu örüntüleri kurmasına yardımcı olacak biçimde düzenlenmelidir.Beyin parça ve bütünleri eş zamanlı olarak işler.Beynin bütün bölümleri etkileşim halindedir.
*Öğrenme hem odaklaşmış dikkati hemde çevresel algılamayı içerir.Beyin hem dikkat ettiği bilgiyi hem de bilginin dışındaki çevreyi algılar.

May 21

Bağlaşımcılık-Bitişiklik Kuramı
Klasik koşullanma fikrini yada uyaran tepki bağını ilk sınama fikrini ortaya atan psikolog Thorndike olmuştur.Thordike,öğrenmeyi bir alışkanlık oluşturma yada alışkanlıkları biçimlendirme olarak tanımlamıştır.Bağlaşımcılık ilkesi en yalın anlatımla “iki uyarıcının aynı anda tekrar tekrar ortaya çıkmasıyla iki uyarıcının bitişik duruma gelmesi ve birinin diğerini hatırlatmasıdır.”
Bugün psikologlar bitişiklik ilkesi yanında birçok faktörün öğrenme olayı içinde yer aldığına inanmaktadır.Bununla birlikte, davranışçılık akımında bitişiklik önemli bir öğrenme ilkesidir.Bitişiklik örnekleri olarak ;Türkçe kelimelerinin yabancı karşılıkları ve noktadan sonra büyük harfin gelmesi bitişiklik kuram yoluyla öğrenilir.

« Previous Entries