ÖSYM, TUS17-18 Nisanda gerçekleştirilen Tıpta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı (TUS)sonuçlarını iptal etti.

Mayıs 11th, 2010

Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM), 17-18 Nisanda gerçekleştirilen Tıpta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı (TUS) sonuçlarını, cevap anahtarında yanlışlık yapıldığı gerekçesiyle iptal etti.ÖSYM’den yapılan açıklamada, 17-18 Nisan 2010′da yapılan sınavlardan 18 Nisanda düzenlenen Bilim Sınavı’nın Temel Tıp Bilimleri-1 testinin B kitapçığının doğru cevap anahtarında yanlışlık yapıldığının anlaşıldığı bildirildi.

Bu nedenle TUS sonuçlarının iptal edildiği kaydedilen açıklamada, internet sayfasından açıklanan sonuçların da kaldırıldığı ve tercih yapma işlemlerinin durdurulduğu ifade edildi.Açıklamada, tüm adaylar için değerlendirmenin yeniden yapılacağı ve yeni sınav sonuçlarının 14 Mayıs 2010′da ÖSYM’nin internet sayfasından duyurulacağı belirtildi.Açıklamada, yeni değerlendirme sonucunda tüm adayların puanları değişebileceğinden bugün 14.00′e kadar tercih yapan adayların tercihlerinin iptal edileceğini, yeni değerlendirme sonuçlarına göre 17-21 Mayıs 2010 tarihleri arasında yeniden tercih alınacağı bildirildi.

kaynaklar : hürriyet gazetesi,anadolu ajansı

Danıştay, 4/C’yi aykırı buldu

Mayıs 10th, 2010

DANIŞTAY İdari Dava Daireleri Kurulu’nun, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun, geçici personel çalıştırılmasına olanak sağlayan “4/C” maddesinin iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı başvuruda, “Haksız, keyfi işten çıkarmaya karşı hukuki korumayı ifade eden iş güvencesi ve sosyal güvenlik hakkını düzenlemeyen bir yasanın, çalışma hakkını koruduğundan söz etmeye olanak bulunmamaktadır” denildi. TÜİK’te “4/C” statüsünde çalışan bir vatandaşın emeklilik süresi dolunca iş akdi sona erdirildi. Emekli olan vatandaş, kıdem tazminatının kendisine ödenmesi istemiyle TÜİK’e başvurdu ancak başvurusu reddedildi.

Anayasa’ya aykırı

Bunun üzerine “4/C” statüsünde çalışan vatandaş “başvurunun reddi, hizmet sözleşmesinde yer alan ‘Emekli olan 4/C statüsündeki personele kıdem tazminat ödenmez’ hükmü ile bunun dayanağı 14 Aralık 2007 tarihli Bakanlar Kurulu kararının ilgili maddesinin yürütmesinin durdurulması” istemiyle Danıştayda dava açmış, Danıştay 2. Dairesi ise yürütmenin durdurulması istemini reddetmişti. Vatandaşın karara itiraz etmesi üzerine dosya, Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna geldi. Kurul, itirazı reddetti ancak 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun geçici personel çalıştırılmasına ilişkin “4/C” maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğuna hükmederek, maddenin iptali için itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurma kararı almıştı.

Devlete ödev verildi

Kurul’un, oy çokluğuyla aldığı başvuru kararında, kişinin yaşama hakkı, maddi ve manevi varlığını koruma hakkının, birbirleriyle sıkı bağlantıları olan, devredilmez, vazgeçilmez temel haklardan olduğu, bu haklara karşı olan her türlü engelin ortadan kaldırılmasının da devlete ödev olarak verildiği vurgulandı. Sosyal güvenliğin, sosyal hukuk devletinin dayanaklarından biri olduğu kaydedilen kararda, sosyal güvenlik hukuku alanında oluşturulacak tüm kuralların, özde, sosyal devlet kavramı anlayışına uygun olmasının zorunluluğuna işaret edildi. Kararda, Sosyal Hukuk Devletinin, niteliğinin gereği olarak, sosyal güvenlik kavramını yaşama geçirerek somutlaştıracağı belirtildi.

kaynak:akşam gazetesi

Tanrının aklından geçenleri anlamaya çalışan insanoğlunun ‘herşey’in teorisine ilişkin 7 farklı yaklaşım

Mayıs 8th, 2010

Etrafımızı çevreleyen gerçekliği en temel seviyeden makroskobik ölçeklere kadar anlama gayesi yüzyıllardır insanlığın kafasını meşgul ediyor. Doğanın işleyişini anlamaya çalışan bilimciler, Karanlık Madde’nin varlığından zamanın tek bir yönde ilerlemesine kadar birçok olaya nedensel açıklama getirmeye çalışıyorlar. Ortaya atılan argümanlar açıklanamayan birçok olguyla beraber yeni teorilere ışık tutuyor. Hawking’in deyimiyle ise varlığımızı kendimize açıklayabilmemizi sağlayacak tek yol “Tanrı’nın aklından geçenleri bilmek”.

Bu teorileri test etmek için, başını ABD’nin Chicago kenti yakınlarındaki Fermilab ile İsviçre-Fransa sınırında bulunan CERN laboratuarlarının çektiği parçacık hızlandırıcıları son hızla çalışmaya devam ediyor. Diğer yandan, doğanın işleyişini kurgulamaya çalışan teorik fizikçiler gün geçtikçe maddenin temel yapısına ilişkin çelişkili yaklaşımlar ortaya koyuyorlar.

Bu alandaki tüm teknolojik gelişmelere karşın, bahsi geçen yüksek enerji laboratuarlarında görev alan deneysel fizikçiler kısıtlı sayıda modeli test etme şansına sahipler ve bu nedenle de din adamlarını rahatsız edebilecek boyutta bir keşif, günümüz koşullarında oldukça uzak bir ihtimal gibi görünüyor.

Özetle ele almak gerekirse, mikroskobik ölçeklerde doğa kanunlarını açıklayan Kuantum Teorisi, madde ve enerjiyi kesikli aralıklarda sonlu bir uzayda tanımlarken, makroskobik ölçeklerde geçerliliğini koruyan Genel Görelilik Teorisi, ışık hızına yakın hızlara ulaşan madde ve enerji için sürekli aralıklarda sonsuz bir uzayı ele alıyor. Günümüz bilim adamlarının Kuantum Teorisi ile Genel Göreliliği aynı çatı altında açıklama çabaları ise farklı kulvarlarda devam ediyor.

İşte Tanrının aklından geçenleri anlamaya çalışan insanoğlunun ‘herşey’in teorisine ilişkin 7 farklı yaklaşımı:

1.Sicim Teorisi
Atomu 0 boyutlu parçacıklar (kuarklar ve elektronlar gibi) cinsinden ifade etmek yerine temelde tek boyutlu bir sicimin farklı harmonik salınımları (dalgalanma) ile açıklayan Sicim Teorisi bu modeller arasında en popüler olanı. Teorinin öngördüğü uzay-zaman geometrisini eğebilecek düzeyde salınımlar ise hayal gücümüzü zorlayan mikroskopik ekstra boyutların varlığını gerektiriyor.

İnsanoğlunun sicim teorisini deneysel olarak, doğrudan test edebilmesi, ulaşılması imkansız gibi görünen bir enerji duzeyi gerektiriyor. (Trilyon TeV’den fazla). Günümüzde ise LHC (Large Hadron Collider) ‘de erişebileceğimiz en yüksek enerji düzeyinin sadece 14 TeV olduğunu düşünecek olursak teorisyenlerin teorilerini ispatlamak için daha çok kahve tüketeceklerini düşünülebilirsiniz. Fakat CERN’den gelebilecek bir süpersimetri (SUSY) keşfi haberib de sicimlerin varlığını destekleyeceğinden önümüzdeki dönemin bu model için oldukça kritik olacağını söyleyebiliriz.

Bunlara ek olarak, kendi içerisinde de çeşitlilik gösteren sicim teorilerini tek bir çerçevede ele alan M‐Teori ise Çoklu Evren Modeli (Multiple Universes) ile, belli koşullar altında 10^500 (on üzeri 500) sayıda evren önerisi getirebildiğinden bilim adamlarının bile kafasını allak bullak etmiş durumda. Devam »

1