arşiv

‘Gelişim Psikolojisi’ kategorisi için arşiv

Öğrenilmiş Davranışların Özellikleri

Çarşamba, 24 Şub 2010

Öğrenilmiş Davranışların Özellikleri
Bir davranış değişikliğine öğrenme ürünü diyebilmemiz için aşağıdaki özelliklere sahip olması gerekmektedir:

  • Davranış değişikliği yaşantı sonucunda ortaya çıkmış olmalıdır.Yani organizma davranış değişikliği geçirmeden önce çevresiyle etkileşime girmelidir.
  • Davranışta gözlenebilen bir değişme olmalıdır.Her ne kadar öğrenme genellikle içsel bir süreç olarak gerçekleşse de bir öğrenmenin varlığının anlaşılması için mutlaka organizma tarafından performansa dönüştürülmelidir.Sözgelimi öğrenci bir konuyu öğrendiğini sınavda gösterebilmelidir ki biz onun öğrenmiş olduğunu anlayabilelim.
  • Davranışta meydana gelen gelişme,geçici davranışlara oranla sürekli olmalıdır (nispeten süreklilik),Ancak burada önemli olan nokta nispeten kavramıdır.Nispeten oranla,göreli olarak demektir.Öğrenilmiş davranışlar geçici davranışlardan daha uzun süre kalıcılık taşımalıdır.Ayrıca burada kullanılan nispeten kavramı bize öğrenmelerin mutlaka sonsuza kadar gitmeyeceğini de hatırlatır.
  • Davranıştaki değişme olgunlaşma sonucunda ortaya çıkmalıdır (olgunlaşma öğrenme için bir önkoşuldur,olgunlaşma olmadan öğrenme olmaz).
  • Davranışta ortaya çıkan değişme,yalnızca büyümeye dayalı olmamalıdır (örneğin ergenlik döneminde ortaya çıkan sakarlıklar Ya da erkeklerdeki ses kalınlaşması da birer davranış değişikliğidir ancak yalnızca büyümeye dayalı oldukları için öğrenme olarak kabul edilemez).

Bilgi Eğitim Bilimleri, Gelişim Psikolojisi , , , ,

Gelişimi Etkileyen Faktörler

Pazar, 10 Oca 2010

Bireyin gelişimini belirleyici olarak hem kalıtım hem de çevre etkin rol oynar. 20. yüzyıl başlarına dek gelişimde sadece kalıtımın etkin olduğu görüşü hüküm sürmüş olsa da daha sonraları yapılan bilimsel araştırmalar çevrenin de gelişim üzerindeki etkinliğine dikkatleri çekmiştir. Kalıtımın etkinliğini tek yumurta ikizlerinde gözlemlediğimiz fiziksel, bilişsel ve duyuşsal özelliklerin oldukça fazla benzerlik taşımasıyla, çevrenin etkisini de kardeşler arası farklılıklar ve hatta farklı çevrelerde yetişen tek yumurta ikizleri arasındaki ayrıcalıkların gözlemlenmesiyle açıklayabiliriz. Ayrıca, bu çerçevede kalıtımın mı yoksa çevrenin mi gelişim üzerinde daha etkin olduğu konusunda net bir görüş yoktur. Bireyin bazı özelliklerinde kalıtım, bazı özelliklerinde de çevre daha baskın olabilmektedir. Örneğin; çocuğun saç ve göz rengi gibi başlıca fiziksel özelliklerinin ortaya çıkmasında kalıtım daha etkin iken; ahlak, dil, soyut düşünebilme gibi özelliklerindeki gelişimde çevrenin daha etkin olduğu söylenebilir.

Kalıtım

Kalıtım, bireyin anne ve babasından genler yoluyla sahip olduğu özelliklerini ifade etmektedir. Bireyin yaşamı, annesinin yumurtasının babasının spermiyle döllenmesiyle başlar ki bu döllenen yumurtaya zigot denir. Zigot, bireyin organizmasını oluşturacak ilk hücredir. Kalıtımın kapsamını da yumurta ve spermde bulunan 23’er kromozomun birleşimi olan 46 kromozomluk bu zigot belirler. Her bir kromozom çocuğa anne ve babasından geçen 20.000 genin farklı kombinasyonlarda dizilişinden meydana gelmektedir. Genlerin yapısını DNA (deoksiribonükleitasit) adı verilen amino asitler oluşturur. Farklı yumurta ve sperm farklı gen kombinasyonları taşıdığından aynı anne ve babadan farklı özelliklere sahip çocuklar doğar. devamını oku…

Bilgi Eğitim Bilimleri, Gelişim Psikolojisi , , , ,

Gelişim ile İlgili Temel İlkeler

Cumartesi, 09 Oca 2010

1) Gelişim, kalıtım ve çevre etkileşiminin bir ürünüdür.

Bireyin fiziksel, bilişsel ve duyuşsal gelişimi kalıtımla getirdiği özellikler ve çevresiyle etkileşimi sonucu ortaya çıkan yaşantılarından etkilenir.

2) Gelişim süreklidir ve belli aşamalarda gerçekleşir.

Gelişim yaşam boyu devam eder ve belirli aşamalarla birikimli olarak oluşur. Her dönem bir önceki dönem üzerine kurulur ve kendisinden sonraki döneme de ön koşul oluşturur.

3) Gelişim nöbetleşe devam eder.

Değişik dönemlerde değişik gelişim alanları öne geçebilir. Örneğin; çocuğun dil gelişimi açısından konuşmasının hızlandığı bir dönemde, yürümeye başlamasıyla konuşmasında bir duraksama gözlenir.

4) Gelişim baştan ayağa, içten dışa doğrudur.

Doğum öncesi dönemden itibaren öncelikle baş, daha sonra da sırasıyla gövde, kol ve bacaklar gelişir. Ayrıca, öncelikle iç organların ve sonra da giderek dışa doğru bedenin gelişimi gerçekleşir.

5)Gelişim genelden özele doğrudur.

Çocuklar önce tüm vücuduyla hareket eder, yani büyük kaslarını kullanır, daha sonra giderek daha özen gerektirecek becerileri başarabilecekleri ince motor kaslarını kullanır hale gelirler. Örneğin; bebek uzağındaki bir nesneyi almak istediğinde önce tüm vücuduyla hareket eder, zamanla sadece kolunu uzatarak hedefine ulaşabilir hale gelir. devamını oku…

Bilgi Eğitim Bilimleri, Gelişim Psikolojisi , , ,

Davranış ve Davranış Türleri

Perşembe, 12 Kas 2009

Davranış ve Davranış Türleri
Organizmanın her türlü etkinliğine davranış denilmektedir.Eğer,davranış organizmanın her türlü etkinliği olarak tanımlanırsa, bu kez ortaya,davranışı sınıflama ihtiyacı ortaya çıkacaktır.
Davranışları genel olarak şu şekilde sınıflandırmak mümkündür:
1.Doguştan getirilen davranışlar :Bu davranışlar,adı da üstünde sonradan kazanılmayan,organizmanın doğuştan getirdiği davranışlardır.Dolaysıyla bunlar öğrenme ürünü olarak kabul edilemezler.Doğuştan getirilen davranışları da kendi içinde sınıflandırmak mümkündür.Bunlar:
a.Refleksler :Refleks,bir uyarıcıya karşı yapılan basit ve istemsiz tepkilerdir.Örneğin,yüksek ses karşısında irkilmek,canımız acıdığında bağrımak birer reflekstir.
b.İçgüdüler :İçgüdüler de belirli bir türe özgü olan davranışlardır ve o türün tüm bireylerinde aynı şekilde gözlenirler.Ayrıca,içgüdüler reflekslere oranla daha karmaşık davranışlardır.Örneğin,örümceğin ağ yapması,kuşların yuva kurması,arıların petek yapması (bal değil) gibi davranışlar içgüdüsel davranışlara örnek olarak gösterilebilir.Bir başka önemli nokta da,içgüdüsel davranışların insanlarda görülmemesidir.İnsanlarda içgüdü tanımına uyan bir davranış görülmemektedir.

Bilgi Eğitim Bilimleri, Gelişim Psikolojisi , ,

Edimsel Koşullanma-Premack İlkesi

Çarşamba, 13 May 2009

Edimsel Koşullanma-Premack İlkesi
Premack ilkesinde,yapılma olasılığı yüksek olan davranış,yapılma olasılığı düşük olan davranışı güçlendirmek için kullanılmaktadır.Premack’e göre,herkesin bir pekiştirme hiyerarşisi vardır.Bu hiyerarşide,üstlerde yer alan etkinlikler altlarda yer alan etkinlikleri pekiştirmek için kullanılmaktadır.Çünkü daha üstlerde yer alan pekiştireçler,altlarda yer alan pekiştireçlerden daha fazla davranış üretir.

Bu ilkeye göre çok sık görülen (tercih edilen) davranış pekiştireç olarak kullanılarak. az gösterilen davranış ortaya çıkarılmaya çalışılır.Premack ilkesini kullanmak ögretmenlerin daha etkili pekiştireçler seçmesine yardımcı olabilir.Öğretmen çocuklara “Yazı yazarsanız,teneffüse çıkabilirsiniz” diyerek onların yazı yazmalarını sağlayabilir.Ancak ilke çok sık kullanılırsa,çocuk yaptığı her olumlu davranışın karşılığını istemeye başlayabilir.
Premack İlkesini Kullanırken;
*Öğrencinin hangi davranışları çok sık,hangilerini daha az gösterdğinin belirlenmesi
ve
*Daima az görülen davranışın ilk önce yaptırılması gerekir.
Örneğin,öğrenciye “Teneffüsten döndükten sonra ödevini tamamla” denildiğinde, öğrenci ödülünü önceden aldığı için davranışı sergilemeyebilir.

Bilgi Eğitim Bilimleri, Gelişim Psikolojisi ,

Gelişim Psikolojisinde “Kritik Dönem”

Cuma, 10 Nis 2009

Gelişim Psikolojisinde “Kritik Dönem”
Bireyin belli davranışları kazanabilmesi için belli dönemlere ihtiyaç vardır. Bu davranışlar belli dönemlerde kazanılmadığı zaman, başka dönemlerde kazanılamaz, veya zor kazanılır. Bireyin belli davranışları, belli dönemlerde kazanabilmesine kritik dönem denir. Birey belli bir yaş evresinde, bir önceki evreye oranla belli davranışları kazanmaya hazır konumda bulunur. Bu nedenle bireyin öğrenme yaşantılarını kritik dönemde diğer dönemlere göre daha hızlı kazanabilir. Örneğin; bir bebek yaşıtlarına göre daha erken doğmamışsa o bebeğin konuşmasıyla ilgili kritik dönem 12 ay, 15 ay arasıdır. Bu bebeğin 36 ayda konuşmaya başlaması, o bebeğin konuşmayla ilgili olarak kritik dönemin geçildiğini gösterir. Kritik dönemde yani 12-15 ay arasında bu bebeğin konuşmasıyla ilgili bazı sorunlar yaşanmış olabilir.

Kritik dönemde, öğrenmenin gerçekleşmesi önemlidir. Kritik dönem atlatıldıktan sonra, uyarıcılara maruz kalma etkili bir öğrenmenin gerçekleşmesini mümkün kılmaz. Örneğin; ilköğretim çağında okula gitme fırsatı olmayan erişkinin daha sonra öğrenme süresi daha uzun olmakta ve daha zor öğrenmektedir

Kritik dönemin en belirleyici etkeni zamandır. Bireye belirli zamanlarda belirli davranışları kazandırabilme anne, baba ve öğretmenlerin göstereceği çabaya bağlıdır. Anne, baba ve öğretmenler çocukların eğitimindeki kritik dönemleri bilmek belirli yaşantıları ve öğrenme yaşantılarını ona göre sürdürmek zorundadır.

Bilgi Eğitim Bilimleri, Gelişim Psikolojisi , , ,